36 Saatte Eskişehir (Bölüm 4)

                                                                          Arzu’nun yerindeyiz yine

Ve Eskişehir’de son günümüz. Tren ile geldik otobüs ile dönüyoruz. Ama otobüsümüz akşam 12’de. O saate kadar Eskişehir kazan biz kepçe sokakları arşınlıyoruz. Odunpazarı’na Arzu’nun yerine tekrar gidiyoruz. Çok sevdik biz orayı. Hediyeliklerimizi alıyoruz. Meşhur Eriş’ten met Helvamızı alıyoruz. Dolan babam dolan, tabana kuvvet…

Daktilo Müzesi ziyaretimizi gerçekleştiriyoruz.

                                                                      Tayfun Talipoğlu Daktilo Müzesi

Müze Tayfun Talipoğlu Daktilo Müzesi olarak anılıyor. Rahmetli gazeteci ve televizyon yapımcısı Tayfun Talipoğlu, Odunpazarı Belediyesi, yerel basın çalışanları ve bağışta bulunanların çabasıyla toplanan daktilolar bulunuyor müzede. Eski bir konak müzeye dönüştürülmüş. Ipad çocukları için ilginç olabilir bu müze.

Müzeden çarşıya doğru yol alacağız ama haritada rastladığımız Monk Kafe kitabı mutlaka ziyaret etmeliyiz diyerek önce bu özellikli kitapçıyı arıyoruz.

                                                                    Eskişehir Monk Kafe’de mola

Kitaplarla sıcak çay molasından sonra Taşbaşı Çarşısı’na geçiyoruz. Çarşıyı İzmir’in Kemeraltısı olarak düşünebilirsiniz. Yok yok. Çarşı keşfinden sonra meşhur Balaban Köfteci arayışına giriyoruz. Bir hanın içinde yer alan Abdüsselam Köftecisi salaş ama oldukça lezzetli. Bol tereyağlı bir köfte. Köftenin lezzetine vardıktan sonra, meşhur Bozacı için yola çıkıyoruz. Karakedi Bozacısı. Çarşıdan çıktıktan “Adalar” olarak adlandırılan Porsuk çayı kenarında yürüyüş yapıyoruz. Her yer genç kaynıyor. Üniversite bir şehre itici bir güç sağlıyor. Gençlerle her şey farklılaşıyor.  Azıcık üşüyoruz otele uğrayıp bir soluk alıp yeniden çıkıyoruz. Otelin hemen karşısında Haller Gençlik Merkezi denen bir yer var.

                                                                              Haller Gençlik Merkezi

Haller Eskişehir’in “Çiçek Pasajı” olarak anılabilir. Burası eskiden yaş, sebze, meyve haliymiş. Restore edilmiş ve şu anda  büfeler, barlar, kafeler bulunuyor. Hediyelik eşya dükkanları alanın kenarında yer alıyor. Şehir tiyatrosu Tepebaşı sahnesi burada yer alıyor.

Oradan ayrıldığımızda bakıyoruz otobüsün kalış saatine daha var. Hadi diyoruz İzmir’den sevdiğimiz bir mekanın ilk kurulduğu yere gidelim. Varuna Gezgin Kafe Del Mundo .

                                                    Varuna Gezgin Del Mundo’da notlar gözden geçirilsin

2004 yılında sırtçantası ile yaptığı gezilerden edindiği tecrübeleri paylaşmak için açılan Varuna Gezgin daha sonra diğer seyahat gönüllülerinin verdiği destekler ile hızla büyüdü. İzmir, Ankara’da da şubeleri mevcut.

Akşam karanlık çöküyor, gara gidiş için saatimiz geliyor. Aklımızda ziyaret edemediğimiz mekanlar, heykeller, gençler, müzeler, yemekleri ile Eskişehir’e bir daha gelmek üzere kendi kendimize söz veriyoruz. 36 saatimizi dolu dolu, Eskişehir’i yaşayarak geçiriyoruz ve kalben veda ederek yola koyuluyoruz.

 

Yorumlar

Hakkımda

Ankara doğumlu bir İzmir’li. Çocukluğu İstanbul’da geçti. Gevreğe “simit” deyişi hep bu nedenden. Büyüdükçe, yeni yerler keşfettikçe yaşadığımız yerin sadece “dünya” olduğuna kanaat getirdi. Ve dünyada görmesi gereken pek çok yer olduğuna inandı.

Son Haberler

Takip Et