Benim Tatlı Samos’um (2)

Evet nerede kalmıştık. Anlayacağınız Samos’ta epey bir dolaştık. Motor ile çok da zevkli oldu. Gerçi ada rüzgarına karşı hazırlıklı olmakta fayda var ama sıcak yaz günlerinde rüzgarı hissetmek için güzel bir yöntem.   Peki hangi restoranları tercih ettik? Nereleri gözümüze kestirdik?  Açıkçası giderken netten tavsiyelere bakındık. İlk gün motorumuza atladıktan sonra Karlovasi’ye kadar yol aldık.  Arada Kokkari’de Meltemi restoranı övmüşlerdi.

Mythos, Yunan birası
Mythos, Yunan birası

Caddede kısa bir yürüyüşten sonra restoranda oturduk. Tabii ki tek Türk aile biz değildik.  Salata, meze tabağı ve kızarmış beyaz peynir yedik (Feta saganaki) ve yanında şarap ve bira iyi gidiyor.. Mythos; Yunan birası sizi hiç bir zaman yarı yolda bırakmıyor, aklınızda olsun. Restoranın hemen önünde şezlonglar vb. olduğu için “Biz güneşlenmeye geldik, öğlen de birşeyler yemek istiyoruz” diyebilirsiniz. Free sunbeds geçerli anlayacağınız. Çünkü bazı yerlerde değil ve oturmadan ya da yatmadan önce sormak lazım, aman dikkat.

Kokkari sahili boyunca pek çok restoran var. Caddenin karşı tarafı oteller ve pansiyonlarla dolu. Rahatlıkla tercih edilebilir.

Meltem Rüzgarı ılık ılık eserken, bir de bakmışız Meltem restoranı bulmuşuz...
Meltem Rüzgarı ılık ılık eserken, bir de bakmışız Meltem restoranı bulmuşuz…

Sonra yine motora atladık ve Karlovasi’ye kadar yol aldık. Dönüşte Agios Konstantinos’a saparak sıcaktan kurumuş boğazımıza bir yudumcuk birşeyler girsin diye mola verdik. Yine aile işletmesi; temiz, deniz kenarı bir yer seçmiştik. Masalar kalabalıktı. Deniz kenarı olduğu için akşamda hoş bir yer olabilir. Adına fotoğraftan bakabilirsiniz.

Yol üzerinde içecek molası...
Yol üzerinde içecek molası…

Akşam için yürüyerek merkeze gitmeyi tercih ettik. Restoran tavsiyesi konusunda otellere de güvenilebilir.  Alkollü araç kullanmayalım diyerek  otelin önüne park ederek yürüyerek gittik merkeze. Ara sokaklarda da dolana dolana bakınalım nereyi gözümüze kestirirsek oturalım diye düşündük. Sonra Rembetiko tınıları bizi uzaktan uzaktan çekti. Yaklaşınca baktık yer yok. Hemen yanında yine müzik sesini duyabildiğimiz  başka bir yer vardı. Hatta böyle set menü tarzı bir şeyler yazmışlar 2 kişilik kalamar, salata, içki şeklinde. Tamam burası dedik ve oturduk. Nasıl sıcak bir karşılama ve ilgi. Adalarda zaten yemekler konusunda “Acaba?” yok. Biz sadece “Deniz kenarında bir yer olsa daha iyi olmaz mı?” diye düşünürken buraya iyi ki geldik dedik. Vianni’s Ouzeri.

Tatlı Anthi'yi iyi ki tanıdık...Kışın açıklar.
Tatlı Anthi’yi iyi ki tanıdık…Kışın açıklar.

Kesinlikle tavsiye ederiz. Anthi; ailenin kız çocuğu ile epey sohbet ettik. Anthi;iİç  mimarlık eğitimi almış ama hocaların yaklaşımlarından yakınarak aileden gelen mutfak işini çok sevdiğini anlattı bize. Pek çok işletmede olduğu gibi ailecek işin başındalar. Aşçı baba, garsonlar ve mutfakta yardımcı diğer aile fertleri. Çok yoruluyorlar ama yüksek sezonda bu kadar kalabalık oluyormuş.  Başka bir yerde bir de kahve dükkanları varmış aslında. Çok yeni olarak 4 ay kadar önce burayı açmışlar. İçeride bir de minik sergi mevcuttu. Yunan çalgıları sergisi. Amcası da onları yapar satarmış Anthi’nin. Bütün olarak önümüze gelen ahtapot tam kıvamında kızarmıştı. Ertesi gün de buraya mı gitsek diye aklımızdan geçirmedik değil. Ama yüksekten manzara gören bir yer olursa daha iyi olur dedik. Bu arada adada kışın pek çok yer kapalı olduğu için kendilerinin açık olduğunu özellikle belirtmemi istediler.  2273300939 Tel No. Porsiyonlar oldukça büyük. Giderseniz sakın selam söylemeyi unutmayın.

Diğer gün adanın batı tarafını keşfetmeyi planladık. Pisagor’u dolandıktan sonra deniz kenarında yatak ve şemsiyeyi ücretsiz kullanabileceğimiz bir yer aradık. Nitekim çok hoş bir yer bulduk. Poros plajında Sea-Side Poros (+30 2273 027 823).

Poros'ta afiyet olsun !
Poros’ta afiyet olsun !

Yine salata, feta saganaki olmazsa olmaz. Bir de yoğurtlu meze seçtik. Deniz taşlık ama pırıl pırıl. Tercihimizden çok memnun kaldık.. Hatta akşamları canlı müzik olduğunu öğreniyoruz ama kaldığımız yere uzak, o nedenle gelmemiz zor diyerek teşekkür ettik.. Otelimize broşürlerini götüreceğimize söz vererek mekan ile vedalaştık. Akşam ise tutturdum manzaralı bir yer olsun diye. Orası mı burası mı şurası mı diye araştırırken, haritamızın üzerinde The Steps diye (merdivenler) bir yere rastladık.. Bu arada yüksek sezon olduğu için rezervasyonsuz da gitmek riskli olabiliyor. Neyse hemen resepsiyondan arayarak yer ayırttık. Kaldığımız yere de çok yakınlardı şansımıza. Yürüyerek, keçi gibi tırmanarak kolay bir şekilde bulduk restoranı. Burası evlerin üzerinde 3 katlı bir yer. 2.kat ve en üst katta yemeklere  manzara eşlik ediyor. Güleryüzlü servis ve farklı mutfaklardan yemek çeşitleri ile gayet iyi bir performansı vardı. Ben hep deniz mahsülü deniz mahsülü nereye kadar diyerek, örneğin makarna tercih ettim. Aybars karidesler ile devam etti.. Şıkır şıkır Samos’u seyrederek, keyifle yemek yenecek bir mekandı.

Steps'te önden masamızı ziyaret edenler...
Steps’te önden masamızı ziyaret edenler…

Ve son günümüzde keşfedeceğimiz yerler vardı. Önce merkezi sabah saatlerinde dolaşmayı ve aklımızda olan birkaç şeye bakmayı istedik. Beroş’umuz da aklımızda. Beğeneceği birkaç parçaya bakalım diyoruz. Bu arada merkezde tam köşede güzel minik bir kahveci ile karşılaşıyoruz.

Tam köşede, island cafe'de gelsin kahveler...
Tam köşede, island cafe’de gelsin kahveler…

Cafe Island,minnacık bir yer, tabureler önünde sıralanmışlardı. Meşhur kahvelerinden içmeden tabii ki olmaz. Fazla oyalanmadan Klima’ya gidiyoruz. Cennet burası olmalı diyoruz. Sakin mi sakin, güzel mi güzel yerler. Meğerse en güzel yerleri en son güne saklamışız. Yemek molasını Taverna Kaduna’da veriyoruz (227 30 28 314) Küçük balık aşkı ile yanıp tutuşurken siparişimizi veriyoruz. Denizin üzerinde restoran. Gemide gibiyiz. Bir taraftan gözümüz saatte.

Cennet Klima'da...
Cennet Klima’da…

 

Samos’ta yolumuzun üzerinde kalelere, kiliselere, tarihi kalıntılara da uğruyoruz ama deniz keyfi, hele ki bu pırıl denizde açıkçası daha ağır basıyor. Diğer gezintiler biraz tadımlık oluyor.

Samos bu nedenle kış gezileri içinde uygun bir ada. Yürüyüş parkurlarında kaybolmak ya da dağ köylerinde huzuru aramak isterseniz sizi sıcak kanlı ada insanları gibi karşılayacaktır. Yemekler, kahveler, tatlılar da cabası.  Gitmişken bizden de selam söyleyin adaya 🙂

Yorumlar

Hakkımda

Ankara doğumlu bir İzmir’li. Çocukluğu İstanbul’da geçti. Gevreğe “simit” deyişi hep bu nedenden. Büyüdükçe, yeni yerler keşfettikçe yaşadığımız yerin sadece “dünya” olduğuna kanaat getirdi. Ve dünyada görmesi gereken pek çok yer olduğuna inandı.

Son Haberler

Takip Et