Çocukla Londra 2( Oxford Street – Piccadily Circus – Covent Garden)

Evet gidiş maceramızı anlattım. Geldik 2. Güne. Bugünü oryantasyon günü olarak belirliyoruz. Ne de olsa bir gün kaybettik ve açığı kapatmalıyız. Çocukla Londra, cennet şehirlerden biri. Emin olun 365 gün yapılabilecek bir aktivite var.

Evde güzel bir kahvaltıdan sonra Hampton Tren İstasyonu’na gidiyoruz. İnternetten hangi kartı alıp, verimli kullanacağımıza dair kafamız karışıyor çünkü. İstediğin zaman yükleteceğin Oystercard yerine biz 7 günlük hem otobüs, hem tren hem metroda geçerli bir kart alıyoruz. Can yakıcı pahalı tabii çarpınca ama yollar uzun ne de olsa. Evden yürüyerek ya da otobüs ile tren istasyonu Hampton Court ya da Hampton’a gitmemiz gerekli.

Artık toplu taşım araçlarına inip binebiliriz
Artık toplu taşım araçlarına inip binebiliriz

Oradan trene atlayıp Waterloo’ya gidersek eğer (İzmir Basmane ya da İstanbul Haydarpaşa gibi) metro ile merkezde istediğimiz her noktaya ulaşabiliyoruz. Ve inerek binerek Oxford Street’e gidiyoruz. Listemizden en azından belli başlı noktaları çıkaralım istiyoruz. Örneğin dünyanın en eski ve en büyük oyuncakçılarından Hamley’s. Çok katlı bir oyuncak mağazası. Lisede gittiğimizde çok cazip gelmişti. Yine renkli, bol interaktif deneme stantları ile dolu. Çocuklar için bir kült olduğu için gidiyoruz ama aslında yerel minik bir oyuncakçı her daim tercihimiz. Oradan yürüye yürüye ara sokaklardan, pasajlardan filan geçerek Waterstones’a (çok katlı bir kitapçı) gidiyoruz. Londra’da kitapçılar cidden bir ömür. Tüm gün geçirebilirsiniz. Çok katlı bu mağazada kendimizi çocuk kitapları bölümüne atıyoruz.

Dr. Seuss cenneti
Dr. Seuss cenneti

Dr. Seuss serisi bizi bekler diyerek hepsini bir yokluyoruz. Yine yürüyerek Piccadily Circus’a gidiyoruz. Ünlü Eros heykeli ile bir foto çekiliyoruz. Heykel 1893’de buraya dikildiğinde epey tepki toplamış.

Piccadily Circus ve Eros Heykeli
Piccadily Circus ve Eros Heykeli

Hayırseverliğinden dolayı Shaftasbury Kontu’na adanan heykelin yardımseverlik meleğini temsil etmesi düşünülmüşse de heykel zaman içinde Yunan mitolojisinde cinsel aşkı simgeleyen Eros olarak yorumlanmış. Oradan oraya taşınmasına rağmen çok zarar görmemiş. Bu arada yürürken Kahve Dünyası ve Simit Sarayı’nın önünden geçiyoruz. Ünlü bir caddede Türk girişimcilerin işletmeleri ile karşılaştığımız için seviniyoruz.

Bu arada ortalık epey bir hareketli. Kalabalıklardan hoşlanmıyorsanız buralardan uzak durun derim. Etrafta hediyelik eşya dükkanları mevcut. Yürümeye devam ediyoruz, aaa bir de bakmışız Covent Garden’a gelmişiz. Manastır bahçesi anlamına gelen ünlü kapalı çarşı 17. Yüzyılda yazarların ve sanatçıların sık sık uğradığı pub ve kafeleriyle bohem bir semt haline gelmiş. Sonraları burada sebze ve meyve satılan büyük bir Pazar yeri kurulmuş fakat trafik nedeniyle pazar taşınınca meydan bugünkü halini almış.

Covent Garden capcanlı
Covent Garden capcanlı

Covent Garden capcanlı. Sokak çalgıcıları bir yanda, mağazalar diğer tarafta. Vintage tarzda stantlara bakınarak arka tarafa geçiyoruz. Amacımız Çarşamba günü için aylar önceden bilet aldığımız Lion King müzikalinin sahnelendiği Lyceum Theatre’a biletleri almak için ulaşmak.

O halde yürümeye devam. Bu arada hemen Covent Garden’ın yanında Ulaşım Müzesi’ni görüyoruz. (Transportation Museum). Biraz ilerde de Londra Film Müzesi karşımıza çıkıyor. Planladığımız gibi giderse buralara da gelebiliriz diye düşünüyoruz. Listede askıda olan yerler ama siz elbette gidebilirsiniz.

Lyceum Tiyatrosu’na ulaştığımızda civarda farklı tiyatrolar ve kafeler dikkatimizi çekiyor. Bu civarda güzel restoranlar da var. Hatta yine tiyatro oyunu Charlie’nin Çikolata Fabrikası bize uzaktan göz kırpıyor. Epey bir yol yapmış olarak günün sonuna geliyoruz. Toplu taşıma araçlarına ine bine evimize ulaşıyoruz. Bu arada Londra’nın simgesi iki katlı kırmızı (Double Decker) otobüslere binmeyi ihmal etmiyoruz. İnanın bu aktivite çocukların hayallerini süslüyor.

O halde birinci günün sonunda mutlaka;

  • Çocuk kitaplarına büyükçe bir bölüm ayırmış bir kitapçıya uğrayın,
  • İki katlı otobüsün üstünde en öne oturarak Londra sokaklarının keyfini çıkarın,
  • Covent Garden’da müzisyenleri dinleyerek, cebinizdeki bozuklardan atmayı unutmayın,
  • Piccadily Circus’ta fotoğraf çektirip, bir kafede beş çayı için

diyebiliriz. Ara sokaklarda kaybolmak ve sokakların tadını çıkarmak da ayrı bir keyif. Hiç merak etmeyin herkes çok yardımcı. Sorularınıza güler yüzle cevap veriyorlar.

Bu arada özellikle çocuklar için London Chidren’s Map’i (23. baskısını yapmış) kesinlikle tavsiye ediyorum. Çocukların keyif alacağı tüm mekanlar ve hangilerinin hangi yaş aralığı için ücretsiz olduğunu belirtiyor. Serinin Washington, San Francisco, New York, Paris versiyonları da mevcut ve en önemlisi Guy Fox . 2006’dan bu yana haritaların satışından Guy Fox Tarih Projesi’ni destekliyor. Bu çok başarılı haritayı çocuklu gezileriniz için ve hatta sizin için tavsiye ediyorum.

Yorumlar

Hakkımda

Ankara doğumlu bir İzmir’li. Çocukluğu İstanbul’da geçti. Gevreğe “simit” deyişi hep bu nedenden. Büyüdükçe, yeni yerler keşfettikçe yaşadığımız yerin sadece “dünya” olduğuna kanaat getirdi. Ve dünyada görmesi gereken pek çok yer olduğuna inandı.

Son Haberler

Takip Et