Çocuklu dostum, yakasına kustum derken bir İstanbul masalı

Bu yazı teee 22 Şubat 2013’de yazılmıştır. Gidilecek yerler değişmediğine göre paylaşmakta hiçbir sakınca yoktur bence.

Evet başlık biraz tuhaf. Gerçen haftaki Beroş için düzenlediğimiz mini İstanbul gezimizi bir face rutini olarak kaleme alayım istedim.  Ama İstanbul masal mı ? yoksa çocukla gidilince diğer cümleyi mi teleffuz etmek lazım bilemedim.  Efendim elbette çocuklarda gezecek ama onlara özgü bir program olmalı yani çocuk programa dahil edilmemeli, çocuk için bir program yapılmalı derim ben hep.  İlgili destinasyona defalarca gitmiş olsanız da çocukla gidince başka detayları yakalayabiliyorsunuz.  Yorulur, acıkır, susar, çişi gelir, kucak ister gelirde gelir…Vallahi biz daha geçen sene baston arabamızı bir kenara bıraktık ona da ayaklar sığmıyordu artık…Boy izin verse kullanmaya devam edeceğiz anlayacağınız

 Haydi o zaman başlayalım anlatmaya. Uçak için oyalama taktikleri gelsin önce…Çıkartmalı kitaplar ve sağolasın siyah not defteri  ve beyaz kalem diyorum.Çıkartmalı hikaye kitapları şekil bir a ‘da görüldüğü üzere pek bir işlevsel, uzun bir süre sıkılmaya maal vermiyor. Not defteri de yeni icatlardan. Kara tahta modeli; ama değil küçükleri,  büyükleri bile cezbedici. Biz çiziktirmeye alanda başladık. Akıllara kodlanacak ilk gezimizin bir anısı olsun, sonraki yıllar da baksın baksın anımsasın Sevgili Beroş diye düşündük. …Perşembe  sabahtan ilk durağımız aslında Galata Kulesiydi. Kadıköy’den vapur sefası ile Beşiktaş iskeleye geçtik. Fakat yolda Dolmabahçe Sarayı’nı da  ekledik. (http://www.millisaraylar.gov.tr/portalmain/Palaces.aspx?SarayId=10) Atatürk’ün kullandığı eşyalar deyince akan sular duruyor, onları görmek için çocuklar gerçekten can atıyorlar. Karşıyaka’da da Latife Hanım Köşkü mevcut. Ziyaret etmeyenlere hatırlatma olsun. (http://www.izmir.bel.tr/StandartPages.asp?menuID=1966&MenuName=)

 Dolmabahçe turunu rehber eşliğinde  yapıyorsunuz. O gün ziyarete kapalı olduğu için şansımızı Cuma kullanalım dedik.  Sonrasında Galata’ya gittik.  Martılar ve biz, panoramik görüntüler ve mola…Tünelin sonundayız madem hadi oradan Beyoğlu’nda yürüyelim dedik. Aslında tramvaya da binilebilirdi ama o gün rutin işleyişleri yoktu sanırım. Uzun bir mesafeyi Beray ile bakına bakına yürümüş olduk. Ara Kafe’de bir mola verdik. Ve gitmeyenlere kesinlikle tavsiye ederim. Tam Galatasary Lisesi yanı, çok sıcak ve sizi kucaklayan bir mekan…Ara Güler hayranıysanız daha da çok seveceksiniz ARA Kafeyi.(http://www.tubiba.com/ara-cafe/). İstanbul’da iş çıkış saati yaklaşınca hızlıca turu bitirelim ve darısı 2. Günün başına dedik. Boğaziçi Köprüsü’nün üzerinden geçerken başını uzatmadan edemedi.  Beray evde kendisini bekleyen Damla ve Yağmur’a kavuşmak için sevinerek eve döndü. Hatta 2. Gün onlarla okula gitmeyi bile talep etti.

 İkinci gün büyük gün; akşamüstü Beray’ın da zaman zaman gönüllü olarak yardıma gittiği Türgök yararına( www.turgok.org) ;  “ Armağan’ın Penceresi” sergisine gidileceği için çok sevinçliyiz. Aslında İstanbul’u sebeb-i ziyaretimizin nedeni sergi J (http://www.facebook.com/events/167560903389028/) O nedenle birgün önce ziyaret edemediğimiz Dolmabahçe Sarayı ile başlıyoruz güne. İstikamet yine Kadıköy ve oradan vapurla Beşiktaş iskele. Haremlik ve selamlık kısmını gezmek 1,5 – 2 saate yakın sürüyor. Bilgiler depolanıyor ve vapurla geri gidiliyor çünkü Oyuncak Müzesinde sıra.  Aslında Oyuncak müzesi bizlere göre. (http://www.istanbuloyuncakmuzesi.com/) Gidin ve kendinizi kaybedin. Çünkü çocukluğunuz ve oyuncaklarınızı, en önemlisi anılarınızı bulacaksınız. Her türlü ince detay düşünülmüş.  Sunay Akın’ın emeklerine sağlık. İsterseniz kulaklıklarla kendi sesinden anlatımı ile dinleyebiliyorsunuz. Çıkışta hatıra paramızı da alıyor anılara veda ediyoruz. Oyuncak müzesine haftasonu giderseniz birçok etkinlik var, önceden kaydınızı yaptırmanızı tavsiye ederim.  Ve ikinci günün son durağı Kozzy içinde Kozyatağı Kültür Merkezi. Orada sevgili Armağan Portakal’ın fotoğraf sergisine davetliyiz. Yolda Beray soruyor sergi  ne demek diye. Uzun zamandır görmediği kişileri göreceği için çok seviniyor. Broşürleri dağıtma görevini üstleniyor, paltoların asılacağı vestiyerleri gösteriyor. İşe yarıyorum diye çok keyifli. Biz de ailecek Türgök’e destek olmaktan dolayı mutluyuz. Dostlara hoşçakalın deyip ayrılıyoruz, malum koskocaman bir gün var yarın bizi bekleyen .Beroş arıza çıkarmadan bize müsade diyoruz. Çoluk çombalak bir günü daha tamamlıyoruz.

 Cumartesi günü  11’de İstanbul Modern Sanatlar’da etkinliğe yetişmek üzere kahvaltımızı yapıyoruz. Çocukların çok keyif alacağı atölyeleri mevcut.( http://www.istanbulmodern.org) Gitmeden önce inceleyerek, rezervasyonlarınızı yaptırmanızı tavsiye ediyorum. Çocuklar eğitmenler eşliğinde aktivitelerini tamamlıyorlar, bir saat sonra teslim alıyoruz kapıdan civcivlerimizi. Tramvaya binip bir gidip gelelim mi derken, saate bakıyoruz yok  en iyisi Turkuazoo’ya yol alalım diyoruz. (http://www.turkuazoo.com/tr) Bir alternatif daha var; İstanbul Akvaryum (http://www.istanbulakvaryum.com) İkisine de gidenlerin tavsiyelerine uyup biz Forum’a doğru yol aldık. Malum cumartesi tarafiği  hızlı davranmak lazım. Dünyanın dört bir yanından deniz hayvanları ile buluşuyoruz. Keyif alıyor Beray. Akşama hitap ve bitap evdeyiz. Kızlar evde de oyunlarına devam ediyorlar, bu enerji nereden merak ediyor tabii insan…

 Pazar hava alsınlar diyerek kahvaltıyı dışarıda planlıyoruz, öğleden sonra için düşündüğümüz Rahmi Koç Müzesi gezisini askıya alıyoruz.  Partiye Beray’da davetli.O yüzden çok koşturmaca olmaması için iştahımızı başka bir İstanbul gezisine saklıyoruz. O partideyken biz de Moda’da martılarla buluşuyoruz.

 Dört günlük gezimizin sonuna yaklaşırken Beray’a izlenimlerini sorguladığımız  meraklı sorularımızı sormadan edemiyoruz. Nitekim bomba geliyor; üniversiteyi İstanbul’da okuyacakmış…

 Gezi sonunda bizlere evini açan can dostlarımız; Kezban, Güney,Defne ve Yaprak’a teşekkür ederek, bir daha ki sefere yazın deniz kenarında buluşma sözü vererek ayrılıyoruz . E hadi darısı diğer Beroş’lu  keşif gezilerinin başına diyoruz biz Aybars ile…İstanbul’da ve dünyada daha çoook keşfedilecek yer var 🙂

Not : Foto İstanbul Oyuncak Müzesi’nde çekilmiştir.

This entry was posted in Genel, Uçtuğum Yerler, Yurt İçi

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir