Geçen sene bugün doğdu o !

Geçen sene bugün doğdu o. Hatta annemle aynı gün diye anneme ithafen bir yazı ile dünyaya merhaba dedi.

O gün bugündür elimden geldiğince ihmal etmemeye çalışıyorum. Haftada bir kendisini ziyaret ediyorum. Yoğunlukta ancak haftada bir oluyor. Elbette gönül her gün ziyareti istiyor ama çok hırpalanmam lazım o zaman. Teamüller öyle öneriyor. Ama zaman yok, bu bile bir mucize gibi. Profesyonel iş hayatının yanında sığındığın bir liman gibi burası. “Allah yazı yazmam lazım” kaygısı bazen beni benden alıyor. Hayır malzeme çok, zaman yok.  Sanmayın kolay bir iş bu. Önce kafanda bir taslak oluşturuyorsun. Hatta gittiğin yerlerde hep acaba kaleme nasıl alınabilir gözüyle bakıyorsun, sonra fotoğraf çek, fotoğrafların boyutunu düşür, sen hem yaz hem oku olmuyor. Bir editör lazım, sayın editörüm, canım Aybars’ım sağ olsun bir el atar. Bir düzeltir. Sonra yazı ve fotoları yükleme vakti. O da ayrı bir zaman alır ama genel olarak zevklidir. Bir ara artık bloglar okunmuyor ne gerek var demişlerdi ama ben katılmıyorum bu görüşe. Belki istatistiki olarak doğrudur. Sosyal medyanın pörtlemesi ve hap bilgilerin tercih edilmesi hep okunmamaya sebep. Ama ben seviyorum yazmayı, çünkü unutmamak için not tutmak gibi buraya yazmak. Disiplin ve otokontrol gerektiriyor ayrıca.  Son aylarda gezi tozulara ağırlık vermiş olsam da genel olarak hayatın akışı için var aslında burası. Ne demiştim ruhum için;

“Kimi zaman ruhum bedenime dar geliyor. Cidden bir değişik ruh hallerine bürünüyorum. İşte o yüzden artık “Kelebekruhum” var. Kimi zaman özgür, kimi zaman çılgın kimi zaman dengesiz, kimi zaman neşeli kimi zaman ağlak bir kelebek. Hatta nereye konacağı belli olmayan bir kelebek…”

Aslında bu ırf benim ruhum değil. Hepimiz böyle değil miyiz ? Az biraz ortaya karışık hepsinden. “Neden kelebek?” diyorlar bir de bazen. Renklidir kelebek, sakindir, kanatları ile özgürlüğe yelken açar çoğu zaman. Bilinenin aksine ömrü çok da kısa değildir. Ve ne çok şey sığdırır o ömrüne. Zarifçe inceliyor gibi gelir bana hep etrafı. Hani böyle baykuş bilgelik timsalidir ya, kelebek de zariflik ve özgürlük timsalidir benim için çoğu zaman. Bir de antenleri vardır. He işte benim gibi kulak kabartıyorlar ona buna. Biraz öyleyimdir ben, sizi etkin dinlerken arka masayı da duyabilirim çünkü… Okul yıllarında da anten derlerdi hatta bana. Ne yapayım Allah böyle yaratmış… Bir de sanırım oradan oraya giderler ve pek çok arkadaş edinebilirler gibi geliyor bana. En azından birçok çiçek arkadaşları var. E o da benim gibi. Çok arkadaşım var benim de ve yeni kişileri tanımaktan keyif alıyorum, meraktan değil bu. Kültürler, farklılıklar cezbediyor beni. Yoksa herkesin yaşamı kendine… Hatta bugünün şerefine  renkli, kelebek arkadaşım Seden dedi ki -bu arada tatlı bir o kadar da marifetli- yaşına özel hediyelerin olsun mu? Süper olur dedim.

Ve instagramda Kanavicello ile Kelebekruhum doğum gününe özel bir çekiliş yapıyoruz, katılsanıza. Belli mi olur, muhteşem el yapımı kolyelerden biri sizin olur. Böyle yetenekli kadınları herkes tanısın istiyorum ben ve onları tanıdığım için çok mutlu hissediyorum kendimi.

11872688_10156033000670151_1940134787_n

Güzel ülkemde, güzel insanlar öldürülürken, koalisyon sözcüğü dillere pelesenk olmuşken, eğitimde çocuklarımız maymun olmuşken, ekonominin çivisi çıkmış uçuruma sürüklernir hissederken,  sen de vıcık vıcık şeylerden bahsedip durma demeyin ne olur… İnsanlığın güzelliklere, faydalı paylaşımlara ihtiyacı var bence. Kötülükler sıtkınızı sıyırmadı mı? O zaman iyi ki varsınız KELEBEKRUHLULAR… Bir zahmet okuyun ve paylaşın  gari…

Fotoğraf ;  http://www.bettycrocker.com/recipes/butterfly-cake/5df9c43b-fac7-425f-a78b-00fb201d2778 ‘dan alıntıdır. Başak’a teşekkürler.

 

This entry was posted in Diğer Kanatlarım, Genel

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir