Her 68 çocuktan biri için…

Biz onlarla uzunca bir zaman önce “OTİZM”in kesiştirdiği yolda tanıştık ve yaptıkları çalışmaları takip etme şansına sahip oldum.15 yıl önce kuruldu Oder ve yaptıkları ile de hep önder oldu ve Türkiye’deki otizm çalışmalarına yön vermiş bir dernek. Hatta ülke genelindeki STK’ları bir araya getirerek Otizm Platformu’nun kurulmasını sağlamak, geçen yıl da o derneklerin pek çoğu ile Otizm Dernekler Federasyonu’nu kurmak gibi liderlik özelliği olan bir dernek. İnanın ben de Oder’in çalışmaları ve ürettiği projeler ile gururlandım. Sana ne oluyor diyebilirsiniz ama işte öyle değil. Çünkü çırpınışlarını, koşturmalarını, enerjilerini, hedeflerine ulaşmak için aksiyon planlarına birebir şahit oluyorum.

Bu yıl da 2 Nisan Dünya Otizm Farkındalık Günü ile başlayan ve ay boyu devam edecek FARKINDALIK çalışmaları oldukça yoğun, bu süreçte hepimizin desteğini bekliyorlar.

Bir ay bir çok etkinlik olacak hem İzmir’de hem Türkiye’nin farklı noktalarında. Oder sayfasından( hem facebook hem internet detaylara ulaşabilirsiniz ama ilki bugün mavi ışık yak yürüşü ile başlıyor. O nedenle yağmur yağmasın diyerek bulutları siz de üfleyin lütfen.

Oder ( Otistik Çocukları Koruma ve Yönlendirme Derneği) Ailesi’nden Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı, Sevgili Arkadaşım Yeşim bakın neden otizme şans verilmesi gerektiğini ve farkındalığın önemini nasıl anlatıyor;

Otizmin kısaca tanımı “Otizm, doğuştan gelen, beynin ve sinir sisteminin farklı yapısından ya da işleyişinden kaynaklandığı kabul edilen karmaşık, nörolojik tabanlı bir bozukluktur. Başkalarıyla etkileşimde bulunmayı engelleyerek kişinin kendi iç dünyasıyla baş başa kalmasına yol açan otizm, genellikle 3 yaştan önce ortaya çıkarak bireylerin sosyal iletişim, etkileşim ve davranışlarını olumsuz olarak etkilemektedir.” şeklindedir. Ancak biz aileler için tanımın çok ötesinde bir durum, tamamen değişen hayatlardır.

Otizm sadece tanı alan bireyi değil, top yekün ailenin yaşamını etkileyen bir gelişim bozukluğudur. Otizmli bireyin içe kapanıklık düzeyi ve davranış sorunlarının yoğunluğuna göre hayata etkileri görülür. Evinden dışarı çıkamayan çok ağır davranış sorunları yaşayan otizmli bireyler olduğu gibi okula giden hatta akranları ile birlikte eğitim alabilen çok sayıda otizmli birey var. Bunda otizm tanılı bireyin kendi düzeyi kadar aldığı ya da alamadığı özel eğitimin etkisi büyük oluyor. Geçmiş yıllarda otizmin bilinmemesi, eğitimcilerin az hatta yok olması nedeniyle eğitim alamayan ve kaybedilen nesiller oldu. Son yıllarda özel eğitim alanındaki gelişim, ailelerin sürece dahil edilmesi ile çok daha hızla ve iyiye doğru yol alınıyor.

Ülkemizde maalesef sadece tanı konuyor, sonrasında ne yapması gerektiğiyle ilgili aile danışmanlığı verilmiyor. Tanı alınan ilk andan itibaren ne yapacağını bilemeyen aileler çocuklarının düzelmesi umuduyla pek çok yol deniyor, zaman zaman bunlardan ciddi zarar görüyorlar. Bu süreçte özellikle internet ve sosyal medya ailelerin en sık başvurdukları alanlar.

Yıllardır alamadıkları nitelikli özel eğitim nedeniyle kaybolmuş nesillerimiz var. Kayıp nesillerin çocukları, bu günün yetişkinleri otizmli bireyler ve aileleri evlerinde hapis hayatı yaşıyorlar. Sürekli olarak kapalı ortamda kalan ve hiçbir meşguliyet sağlanamayan herhangi bir insan bile depresyona girer, otizmi nedeniyle iletişim kuramayan ve kendini ifade edemeyen bir yetişkinin yaşadığı sıkıntı , gelişen sorunlar öyle üzücü ki…Otizmli bireylerin spor yapabileceği tesisler ve antrenörler yok, el becerisi ya da sanat yoluyla terapi alabilecekleri ve üretim yapabilecekleri merkezler yok !!! Erken teşhis ve özel eğitimin önemi vurgulanırken bu konu da mutlaka hatırlanmalıdır, kadınlar için açılan semt evleri, spor merkezleri gibi projeler üretmek yerel ya da merkezi yönetimler için hiç de zor değil. Yeter ki istesinler, ailelerle işbirliği yapsınlar.

Sadece FARKINDALIK ile bile pek çok sorunun üstesinden gelmek, zorlukları birlikte aşmak mümkün.

İster yeni teşhis alsın, ister yıllarını otizmle yaşamış olsun, her yaş ve düzeyden otizmli bireyin ve ailelerimizin hala çok ciddi sıkıntıları var. Bunları aşmak için de önce FARK edilmeye ve devamında birlikte hareket etmeye, güç birliklerini desteklemeye ihtiyacımız var.

Biliyoruz ki bu değişim ve dönüşümün sağlanması ile hem otizmli bireyler hayata katılacak hem de hayat boyu engelli olmaktan kurtulan bu bireylerin bakım sorunu ortadan kalkacak.

Ve diyorum ki … OTİZM’e bir şans verin !

Belki çok iyi bir yüzücü,

Belki sıradan bir öğrenci,

Belki iyi bir müzisyen olmak için,

Ama her şeyden önemlisi toplumda var olabilmesi, birey olabilmesi için Otizm’e ve otizmli bireylere bir şans verin.

Otizm ya da başka bir sorun nedeniyle “FARKLI” olanların “FARKINDA” olan, eleştirmek yerine “ben olsaydım” diyerek “ŞANS VEREN” herkese selamlar, saygılar…

Bunları Yeşim tüm otizmli bireylerin velisi olarak herkese çağrısı. Lütfen kulak verelim. Görülme sıklığının hızla arttığını unutmayalım.1985 yılında her 2500 çocuktan birine konan otizm tanısı, 2009 yılında 110, 2012 yılında ise 88 doğumda bir iken , günümüzde doğan her 68 çocuktan biri otizmli olarak dünyaya gelmektedir.

Otizm ve İletişim Konulu Panel İzmir'de gerçekleşecek.
Otizm ve İletişim Konulu Panel İzmir’de gerçekleşecek.

 

Yorumlar

Hakkımda

Ankara doğumlu bir İzmir’li. Çocukluğu İstanbul’da geçti. Gevreğe “simit” deyişi hep bu nedenden. Büyüdükçe, yeni yerler keşfettikçe yaşadığımız yerin sadece “dünya” olduğuna kanaat getirdi. Ve dünyada görmesi gereken pek çok yer olduğuna inandı.

Son Haberler

Takip Et