Neden ağlıyorsun yavrum ? Hayır ağlamıyorum anneciğim, gözüme toz kaçtı ! *

Malum tüm tilkiler döndü geldi yine kürkçü dükkanına. Kimisi de yeni merhaba dedi.

Yepyeni heyecanlar ile ders zili çaldı. Yeni başlayanlar için sevinçten çok kaygı, stres, heyecan, minik kızarmış gözler vardı okulun bahçesinde ilk gün. Sevdiğim bir arkadaşımın oğlu annesini bahçede sanıp sonrada göremeyince, öğretmeninin söylediklerini yapmamış ve ilk günden uyarı almış.

Ama ama derya kuzusu minicik minicik birlerden bir öğrenci için uyarı biraz ağır olmuş diye düşündüm kendimce. Sonra birden Beray aklıma geldi. 3 yaşında yarım gün kreşe başlamıştı. Çalışan anne olunca mecburdu. Diyeceğim o ki okula alışıktı; ama gelin görün ki okul öncesi yılında bile kaygılanmıştı. Ağlamıştı. Etrafta beni göremeyince, bir sürü veli arkadaşımızda kapıdan kafayı uzatınca annem beni bırakıp gitti diye salya sümük hale gelmişti.

Kendinizi koyun miniklerin yerine. İşe başladınız,  kimseyi tanımıyorsunuz. İşi geçtim kursta  ya da bilimum yeni ortamda büyükler bile çekingen ve utangaç tavırlar hatta kaygılı tavırlar sergiliyebiliyorlarken çocuklarımız kim bilir neler hissediyor.

Hatta ben aynı okula dönüşte tavsiye edildiği gibi etrafta dolanmayıp, kapının önünden koridor tarafına geçmiştim sınıftan uzaklaşmak için ama diğer veliler sınıfların bulunduğu tarafta kalıp, kendilerini camdan gösterince pes demiştim. Bunu beni görürse diye iç güdüsel yapmıştım ve şimdi okuyunca doğru olduğunu görüyorum

Etrafta dolanmayın. Sizi sınıfın kapısından bakarken görürse daha da endişelenecek ve “annem hala beni izlediğine göre burası kötü bir yer olmalı” diye düşünecektir. Sınıftan uzaklaşın!”

Haydi okula bıraktık, peki ya alırken ?

O zamanda uzmanlar diyor ki ;

“Gün sonuna gelince, onu almaya gittiğinizde sanki yıllardır görüşmüyormuş gibi davranmayın. Size koşup sarılmak isteyebilir ya da tüm bu eğlenceden onu aldığınız için canı sıkılabilir. Onu ne kadar özlediğinizi, günün onsuz geçmediğini söylerseniz sizi üzdüğünü düşünüp o da üzülecektir.”

Özeleştiri yapmak gerekirse sanırım ben bunu abartıyorum. Kavuşmamız Türk filmlerindeki gibi olabiliyor çünkü. E bütün gün masanda fotoğrafı olunca bak bak, gel de özleme zor tabii.

Sonra annemin kardeşim ile ilgili anlattıklarını hatırlıyorum. Sabah hevesli hevesli okula giden kardeşim; okulu ve öğretmenleri görünce ağlamaktan helak olmuş. Annemde kardeşimi boynundan öğretmene fırlatarak arkasına bakmadan kaçmış. Bu yıllarda olsaydı uzmanlar ne derdi ;”Sosyal ve duygusal açıdan çocuğunuz okula hazır değil”. Bkz: ” Çocuğumuz artık okula hazır”   Ya da uzmanların tavsiye ettiği gibi önce ısınma turları ile saatlik gidip sonra o saat dilimleri uzatılsaydı böyle bir krize maal kalmayacaktı. ( İlk hafta 1’er saat, sonra 2 ve saatleri fazlalaştır gibi)

Tüm minik tilkilere diledikleri ve umdukları gibi bir öğretim yılı diliyorum. Biz anne-babalara da katkısız sevgi dolu sabırlı bir yıl diliyorum. Her anlamda çünkü eminim yıl boyunca buna fazlasıyla ihtiyacımız olacak.

*Ünlü Türk filmi repliği; “ Neden ağlıyorsun anneciğim ? Hayır ağlamıyorum yavrum, gözüme toz kaçtı “ nın başka bir versiyonu.

Yorumlar

Hakkımda

Ankara doğumlu bir İzmir’li. Çocukluğu İstanbul’da geçti. Gevreğe “simit” deyişi hep bu nedenden. Büyüdükçe, yeni yerler keşfettikçe yaşadığımız yerin sadece “dünya” olduğuna kanaat getirdi. Ve dünyada görmesi gereken pek çok yer olduğuna inandı.

Son Haberler

Takip Et