Sevgi Dolu Meslek, en katkısızından …

Geçen gün uzun zamandır görüşmediğim bir arkadaşım ile telefonda görüşüyoruz. Evlenmiş.

Tebrik faslından sonra, eşini sordum; ne iş yaptığını. Sakın gülme dedi bana. Neden güleyim ki dedim. İyice meraklandım bu arada.

–      Kasap dedi.

–      Aaaaaa ne var bunda gülünecek dedim. Bir yandan da düşünüyorum ne kadar şekilci bir milletiz. Herkesin doktor, mühendis mi olması gerekiyor. Şu insanlar ne tuhaf kim bilir tatlı, naif arkadaşıma ne yorumlarda bulundular o da önceden uyarıda bulunuyor.

Sonra böyle kafalarda garip soru işaretleri ile yaklaşılan meslekler geliyor aklıma. Vefvef Palyaço’ yu hatırlıyorum. Eminim ona da bu şekilde garip yaklaşımlar oluyordur diye geçiriyorum aklımdan. Halbuki benim için mesleğini sevgi ile icra eden insanların başında geliyor o. Kalbindeki pırıltılar gözlerine yansıyor işinin başındayken. Ve sonra Beroş’ un geçtiğimiz günlerde odasını toplarken elime geçen, küçükken anaokulunda ne olmak istiyorsunuz sorusuna verdiği yanıt geliyor; “ Şarkıcı” .Şimdilerde ise benim kutsal saydığım” öğretmen” lik mesleğini seçmek istediğini belirtiyor sorulunca. Hem de anaokulu öğretmeni olmak istiyormuş. Mutlu oluyorum bunu duyunca. Ne de olsa öğretmenlik bir nev-i annelik. Sonra geçtiğimiz gün izlediğim video geliyor aklıma. 7-8 kişi ile on-line iş görüşmesi yapıyorlar. Pozisyonun adı; operasyonlardan sorumlu direktör.  Diyorlar ki her türlü ağır çalışma şartlarını kabul eder misiniz ? Nasıl diyorlar hiç mi tatil yok ? Yok diyor mülakatı yapan. 365 gün 24 saat çalışacaksınız. Ve hiç para kazanmayacaksınız . Bu mümkün değil çok ağır diyor adaylar. Elbette beden dilleri ile de bu mesajı veriyorlar. Bir yandan da hali hazırda bu şekilde çalışabilen var mı diye de sorguluyorlar. Evet diyor mülakatı yapan olmaz mı, milyonlarca var diyor. İnanamıyorlar. Yönetici açıklıyor; ANNELERİMİZ. Kimisinin  gözleri yaşarıyor,o ciddi görüşme birden katkısız sevginin anlamını sorgulatan bir görüşmeye dönüşüyor. Evet dünyanın en  kalbe dokunan mesleği annelik, herkesin anneliği kendine . Hem de en katkısızından.

Yorumlar

Hakkımda

Ankara doğumlu bir İzmir’li. Çocukluğu İstanbul’da geçti. Gevreğe “simit” deyişi hep bu nedenden. Büyüdükçe, yeni yerler keşfettikçe yaşadığımız yerin sadece “dünya” olduğuna kanaat getirdi. Ve dünyada görmesi gereken pek çok yer olduğuna inandı.

Son Haberler

Takip Et